ALİAĞA’DA SEMAZEN GÖSTERİSİ YAPILDI
İzmir’in Aliağa ilçesinde, Aliağa Belediyesi tarafından Aliağa belediyesi Açıkhava tiyatrosunda Konya Mevlana Sema Grubu tarafından semazen gösterisi yapıldı.
Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Doğumunun 1436. Yıl Dönümü münasebetiyle, 16- 22 Nisan arası tüm yurtta yapılan kutlu doğum haftası kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen Sem’a gösterisine Aliağalıların ilgisi her zaman ki yoğun oldu.
Semazen gösterisinin büyük beğeni topladığı gece Konya Mevlana Sema Grubu’nun hazırladığı “Bütün diller O'nu söyler“ isimli sinevizyon gösterisi ile başladı
.
Konya Mevlana Semazen Grubu’nun gösterisi, Türk Tasavvuf Musikisi’nden seçkin örnekler sunulduğu konser ile devam etti.
Türk Tasavvuf Musikisi konserinden sonra Konya Mevlana Sema Grubu sorumlusu (başkanı) Kadir Özçakıl, Mevlana, Mevlevilik ve Sema gösterisi hakkında geceye katılanlara açıklayıcı bilgiler sundu. başkan Özçakıl’ın verdiği bilgiler sonrasında herkesin merakla beklediği sema gösterisine geçildi. Sema gösterisine, Naat-ı Mevlana (Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Mevlana’ya övgü bölümü) ile başlandı. Bu bölümden sonra, halkın büyük bir sessizlik ve ilgiyle takip ettiği semazenlerin sema gösterisine geçildi. Semazenlerin sema sonrası, taksim yapılarak, Kur’an-ı Kerim okundu ve gece bu şekilde sona erdi. Konya Mevlana Semazen Grubu’nun sunduğu gösteri, İzlemeye gelenler tarafından dakikalarca alkışlandı.
Konya Mevlana Sema Grubu sorumlusu (başkanı), Kadir Özçakıl sema gösterileri sonunda Aliağa Belediye Başkan danışmanı İrfan Güngör’e Mevlana kabartmalı bakır bir plaket takdim etti. İrfan Güngör, Aliağa Belediyesinin özellikle kutsal gün ve haftalarda insanlar arasındaki kaynaşmanın daha üst seviyelere çıkması için bu tür etkinlikleri organize ettiğini belirtti. Güngör, vatandaşlardan gelen talep doğrultusunda üç yıldan beri sık sık sema gösterilerinin tekrarlandığını buna benzer organizasyonların devam edeceğini kaydetti.
Aliağa Belediye Başkan danışmanı İrfan Güngör, Konya Mevlana Sema Grubu sorumlusu (başkanı), Kadir Özçakıl’a geceye kattıkları anlamın ifadesi olarak Teşekkür plaketi verdi.
Sema gösterisi ardından gazetecilerin soruların yanıtlayan Konya Mevlana Sema Grubu sorumlusu Kadir Özçakıl, grubun kuruluş amacının Mevlana Celaleddin Rumi’nin tüm dünyaya mal olmuş hoşgörü ve kardeşlik felsefesini tüm dünya insanlığı ile paylaşmak olduğunu ifade etti. Özçakıl,”Konya Mevlana Sema Grubu 1992 yılında 15 kişilik bir ekiple kurulmuştur. Şuan 110 kişiden oluşan ekip yurt içinde ve yurt dışında bir çok programa imza atmıştır. Kuruluş amacı Mevlana Celaleddin Rumi’nin tüm dünyaya mal olmuş hoşgörü ve kardeşlik felsefesini tüm dünya insanlığı ile paylaşmaktır.Grup; semazenliğin başlangıç tarihi yılı olan 730 yıl önceki aslına uygun tarzda sema etmektedir. 76 semazen 1 semazen başı 1 postnişin 32 Türk Tasavvuf musikisi ekibinden oluşmaktadır.”dedi.
SEMA NEDİR?
Konya Mevlana Sema Grubu sorumlusu Kadir Özçakıl, sema nedir sorusuna karşılık sema’yı şöyle açıkladı “Mevlevîlik deyince ilk akla gelen semâ’, lügatte işitmek mânâsındadır. Terim olarak, mûsikî nağmelerin dinlerken vecde gelip hareket etmek, kendinden geçip dönmektir.
Hz.Mevlânâ zamanında belli bir nizâma bağlı kalmaksızın dînî ve tasavvûfî bir coşkunluk vesîlesiyle icrâ edilen sema’, sonradan Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi zamanından başlayarak Pîr Âdil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, sıkı bir nizâma bağlanmış; icrâsı öğrenilir ve öğretilir olmuştur.
Böylece XV.yüzyılda son şeklini alan Sema’ Töreni’ ne daha sonra sadece XVII.yüzyılda Nâ’t- ı Şerîf eklenmiştir.
Sema’, sembolik olarak, kâinatın oluşumunu, insanın âlemde dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “İnsan- ı Kâmil” e doğru yönelişini ifâde eder.
Mutrıb ve semâzenlerin şeyh postunu selâmlayıp, semâhânede yerlerini almalarından sonra şeyh efendi semâhâneye girer, mutrıb ve semâzenleri selâmlayıp posta oturur.
Mutrıbdaki saz grubu asıl olarak neylerden oluşur. Bulunduğu takdirde bu heyete rebab, kanun, tanbur gibi diğer sazlar da ilâve edilir. Neyzenlerin başında bir neyzenbaşı, âyinhanların başında da kudümzenbaşı vardır. Bütün mukaabeleyi kudümzenbaşı yönetir. Âyinhanlar iki veye üç kudümle usûl vurarak eseri okurlar. Ayrıca âyinhanlardan biri halîle (zil) ile, bir diğeri de zilsiz def (bendir) ile usûle iştirak eder.”
SEM'A
Mevlevîlik deyince ilk akla gelen semâ’, lügatte işitmek mânâsındadır. Terim olarak, mûsikî nağmelerin dinlerken vecde gelip hareket etmek, kendinden geçip dönmektir. Hz.Mevlânâ zamanında belli bir nizâma bağlı kalmaksızın dînî ve tasavvûfî bir coşkunluk vesîlesiyle icrâ edilen sema’, sonradan Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi zamanından başlayarak Pîr Âdil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, sıkı bir nizâma bağlanmış; icrâsı öğrenilir ve öğretilir olmuştur [34]. Böylece XV.yüzyılda son şeklini alan Sema’ Töreni’ ne daha sonra sadece XVII.yüzyılda Nâ’t- ı Şerîf eklenmiştir.
Sema’, sembolik olarak, kâinatın oluşumunu, insanın âlemde dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “İnsan- ı Kâmil” e doğru yönelişini ifâde eder.
Mutrıb ve semâzenlerin şeyh postunu selâmlayıp, semâhânede yerlerini almalarından sonra şeyh efendi semâhâneye girer, mutrıb ve semâzenleri selâmlayıp posta oturur.
Mutrıbdaki saz grubu asıl olarak neylerden oluşur. Bulunduğu takdirde bu heyete rebab, kanun, tanbur gibi diğer sazlar da ilâve edilir. Neyzenlerin başında bir neyzenbaşı, âyinhanların başında da kudümzenbaşı vardır. Bütün mukaabeleyi kudümzenbaşı yönetir. Âyinhanlar iki veye üç kudümle usûl vurarak eseri okurlar. Ayrıca âyinhanlardan biri halîle (zil) ile, bir diğeri de zilsiz def (bendir) ile usûle iştirak eder.
Sema’ Töreni, “Nâ’t-ı Şerîf’le başlar. Nâ’t-ı Şerîf kâinatın yaratılmasına vesîle olan, yaratılmışların en yücesi Hz.Muhammed’i öven, Hz.Mevlânâ’nın bir şiiridir. XVII.yüzyılda bestekârlarından “Itrî” adıyla tanınan Buhûrîzâde Mustafa Efendi’nin Rast makamından bestelediği bu na’t-i, na’t-hân ayakta ve sazsız okur.
Na’t’i, kudüm darbları izler. Bu Yüce Yaratıcı’nın kâinata “ol” emridir. İslâm inanışına göre Allah, insanın önce cansız bedenini yaratmış, sonra ona kendi ruhundan üfleyerek diriltmiştir.
Na'’t’den sonra yapılan ney taksimi işte bu ilâhî nefesi temsîl eder.
Taksimden sonra peşrevin başlaması ile şeyh efendi ve semâzenler, sema’ meydanında sağdan sola doğru dârevî bir yürüyüşe başlarlar. Semâ’ meydanını üç kez dolaşmaktan ibâret olan bu yürüyüşe “Devr-i Veledî” denir.
Semâhânenin giriş kapısı ile tam karşıdaki kırmızı post arasında var olduğu kabul edilen bir çizgi, semâhâneyi iki yarım daireye böler. “Hatt-ı istivâ” denilen bu çizgi, mevlevîlerce kutsal sayılır ve aslâ üzerine basılmaz .
Dördüncü bölüm, Sultan Veled devridir. Bu, Semazenlerin birbirine üç kere selam vererek, bir peşrevle dairevi yürüyüşüdür. Şekilde gizli ruhun ruha selamıdır...Semâ’ meydanının sağ tarafından post hizasına gelen semâzen, Hatt-ı İstivâ’ya basmadan ve posta sırt çevirmeden dönerek karşıya geçer. Böylece arkasından gelen semâzenle karşı karşıya gelir. Bir an göz göze gelen iki derviş, aynı anda öne doğru eğilerek birbirlerine baş keserler. Buna “Mukâbele” denir.
Postun tam karşısında Hatt-ı İstivâ’nın sema’ meydanını kestiği noktaya gelen derviş burada da baş keser ve Hatt-ı İstivâ’ya basmadan yürüyüşüne devam eder.
Üçüncü devrin sonunda şeyh efendinin posttaki yerini almasıyla Devr-i Veledî tamamlanır. Bu devirler, şeyh denilen mânevî terbiyecinin rehberliğinde Mutlak Hakîkat’i “İlm-el Yakîn” olarak bilişi, “Ayn-el Yakîn” olarak görüşü, “Hakk-al Yakîn” olarak da O’na erişi sembolize eder.
Kudümzenbaşının Devr-i Veledî’nin bittiğini îkâz eden vuruşları ile neyzenbaşı kısa bir taksim yapar ve âyin çalınmaya başlar.
Semazen üstündeki siyah hırkayı çıkararak, sembolik olarak, hakikate doğar kollarını bağlayarak bir rakkamını temsil eder. Böylece Allah'ın birliğine şehadet eder.
Semâzenler tek tek şeyh efendinin elini öperek izin alır ve sema’a başlarlar.
Sema’, her birine “selâm” adı verilen dört bölümden oluşur ve semâzenbaşı tarafından idâre edilir. Semâzenbaşı, semâzenlerin dönüşlerini kontrol ederek intizâmı temin eder.
I.Selâm, insanın kendi kulluğunu idrâk etmesidir.
II.Selâm, Allah’ın büyüklüğü ve kudreti karşısında hayranlık duymayı ifâde eder.
III.Selâm bu hayranlık duygusunun aşka dönüşmesidir.
IV.Selâm ise insanın yaratılıştaki vazîfesine yani kulluğa dönüşüdür. Çünkü İslâm’ da en yüce makam, kulluktur.
IV.Selâm’ın başlaması ile “postnişîn” yani şeyh efendi de hırkasını çıkarmadan ve kollarını açmadan sema’ a girer. Postundan sema’ meydanının ortasına kadar dönerek gelir ve yine dönerek postuna gider. Buna “Post Semâ’ı” denir.
Bu arada IV.Selâm bitmiş, Son Peşrev ve Son Yürüksemâî çalınmış, son taksim yapılmaktadır.
Şeyhin posttaki yerini almasıyla Son Taksim de sona erer ve Kur’an-ı Kerîm’den bir bölüm yani “Aşr-ı Şerîf” okunur. Son dualar, Allah’ın adı olan “Hû” nidâları ile son selamlaşmalarla Semâ’ Töreni sona erer. Şeyh Efendi’den sonra semâzenler ve mutrıp da şeyh postunu selâmlayıp semâhâneyi terk ederler.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.